28-  Histeroskopi İle Rahme Çizik Atılması

28- Histeroskopi İle Rahme Çizik Atılması

Sabah 8 de histeroskopiye girip öğlen 1 de hastaneden kendimi 18 kafalı bir ejderha gibi hissederek  çıkarken vücudumun değil, ruhumun acıdığını hissettim; çünkü yalnız uyandığımda o perişan halimle tekrar başa dönmüştüm…  

Histeroskopi işlemi 5-10 dakika arası  sürmüştü.Rahme çizik atacağını söyleyen Göğşen Hoca’m her işlemde olduğu gibi bunun faydasını anlatmıştı. Rahme çizik atmanın faydası, rahim o çiziği  iyileştirirken bazı enzimler salgılar ve kesin bir kanıt olmasa da bu enzimlerin gebeliği kolaylaştırdığını düşünürüz, demişti Göğşen Hoca. Hatta rahimde yapılan bu tarz işlemlerin çoğu için aynı şey geçerliydi. Histeroskopi veya rahim filminden sonra kadınların kolay gebe kalma sebebi de bu olabilirdi. Demek ki bu daha acılı bir işlem deyip anesteziyi kabul ettim.Millet gider Mersin’e, ben giderim tersine…Herkes anestezili olmasını isterken ben sanki uyuşturucu bağımlısı olacağımı düşünüp anesteziye hiç sıcak bakmamıştım evvel evvelden. İşlemden sonra uyandığımda saatler geçmişti…Lay lay lom girdiğim hastaneden kafam bir milyon çıkacaktım. O anestezi kafasıyla yalnız ve aç uyanmak, çok kötü bir duyguydu…Hiç bu kadar buruk hissedeceğim aklıma gelmemişti. Odanın köşesinde, perdeler çekilmiş..Üst baş perişan…Üstelik operasyon sırasında ben hiç hatırlamasam da “çok acıyor” diye bağırdığım için bir doz ilaç daha yemiştim ve o yüzden kendimi 18 kafalı bir ejderha gibi hissediyordum. Herhalde sarhoşluk böyle bir şeydi..Çantam nerede?Diye etrafa sorarken odada bulunan başka hasta refakatçisi bir bayan çantamı verdi. Tedaviye başlayacağım umudu ile yola çıktığımdan tüm iğnelerim sırt çantamdaydı. O yüzden çantamı alıp yavrusuna kavuşan bir ana misali iğnelerimi kucakladım ve tekrar çantaya koydum. Kadıncağız kimbilir neler düşünerek neden yalnız olduğumu ve kimim kimsem olup olmadığını sordu. O an kafam duman olduğu için ne cevap verdim hatırlamıyorum ama ne kadar aç olduğumu çok iyi hatırlıyorum. Çok şükür ki kadın  aç mısın, der demez, olanca yüzsüzlüğüm ve Küçük Emrah bakışımla, “evet çok açım.” dedim. Ya çok aç olduğum için ya da beleş olduğu için bilmiyorum ama, orada bana ikram edilen simit ve ayran kebaptan lezzetli gelmişti. Toparlanıp hastaneden çıksam da kafamı uzun süre toparlayamadım. Histeroskopiden sonra ağrı olmuyordu.Sadece oturup kalkarken hafif ağrım olmuştu. Yolda giderken telefonuma baktım, annem, teyzem, eşim beni defalarca aramıştı. Onlara sadece muayeneye geldiğimi söylemiştim. Saat 8’den öğlen 1’e kadar beni aramışlardı.Hepsine, “Rahat olun yaa ufak bir operasyon geçirdim.” dememle birlikte duyduklarım kafamı iyice şişirdi. Kuzenime gidip birkaç gün de orada kalacaktım. Onun evine gidince hemen tüp bebek iğnelerini dolabına koydum.O iğnelerini bir dili olsa da konuşsa…Benimle 3 il gezdiler, üstelik artanları da Adana, İzmit ve Konya olmak üzere 3 ile gönderdim ve o üç ildeki arkadaşlar da ben de aynı ilaçlarla gebe kalmıştık.Kuzenimin doğumuna az kalmıştı, o gebelikten dolayı karnını tutuyordu, ben bir türlü insanlara anlatamadığım histeroskopi ile rahme çizik atıldığı için karnımı tutuyordum. Benimle sevincini, heyecanını paylaşamıyordu. Yanımda özgürce ilk çocuğunu sevemiyordu. Bunları fark etmek beni ayrıca üzse de güçlü olmaktan başka çare yoktu. Üstelik her seferinde, her olumsuz sonuçta başa dönüyorduk. Zirvelerde bir heyecan, sonra yerin dibinde bir hüsran… Kirli ameliyat önlüğü, kadınlık, çatal, korku, umut ve hüsran..Tüm bunların yanında sürekli küsüp barıştığım arkadaşım, yoldaşım:sabır…

Sitemize gönderdiğiniz yorumdan dolayı teşekkür ederiz...