4-Tüp Bebek Macerası Başlıyor!

4-Tüp Bebek Macerası Başlıyor!

Neredeyse bir dedektif tutma ihtiyacı duyacak kadar gizlilik önlemleri ile hayaller aleminden kopup gelen bir bez bebek gibi sihirli bir dokunuşla ilk tüp bebek denemesinde hamile kalacağımı sanıyordum.

      Büyük bir gizem ve sır perdesi ile işten izin alarak tüp bebek tedavisine başladık. Kimseye söyleyemezdim, bu çok büyük bir günah ve şehir meydanında taşlanmamıza sebebiyet verecek bir ayıptı.Yalan söylemek de istemediğim için iş yerinde izin alırken çok enteresan diyaloglar ortaya çıkıyordu: “Kan vermeye gidebilir miyim?Yok bir sorun yok, yani var mı bilmiyoruz onun için kan vereceğiz işte…Bir hastalığımız yok, hatta iyi olmak  için kan vereceğiz .Korkulacak bir durum yok, inşallah mutlu oluruz. Kan sonucu değişebiliyormuş tekrar kan istediler, hay Allah…Küçük bir operasyon geçireceğim gitmem lazım. Yok önemli bir şey değil ya, ameliyat sayılmaz, yarın derse girebilirim.Bıçaksız bir ameliyat bu.” Elimden gelse yüzüme maske takıp geceden güvenlik kameralarını bozup öyle girecektim hastaneye. Şaşkın bakışlar ve ardımdan yüz tane senaryonun yazıldığı düşüncelerle doktora gidiyorduk. Yıllar sonra öğretmenler odasında bayan arkadaşlara tüp bebeğin nasıl olduğunu güle oynaya, piknik tüplü esprilerle anlatacağımı ve 3.denememde samimi arkadaşlarımı arayıp “Tüp bebek yaptıracağız, tefriciye duası versem okur musun?” diyeceğimi biri bana söylese şamarı yanağına şak diye kondurup “terbiyesizzzz!” der kapıyı çarpıp çıkardım herhalde. Ortamda kapı olur muydu bilmiyorum ama konsepte çok uydu diye öyle bitirmek istedim cümlemi:)

      İlk denememdi ve kesinlikle hamile kalacaktım bu sefer. Yani ilk denemeyi yaşayan her kadın gibi olmama ihtimalini düşünmüyordum. Adetim 2.günü yapılan muhteşem 4’lü de iyiydi. Amh da 5.07 idi. Bu testlerin en önemlisi amh ve fsh idi. Amh, bir kadının yumurta sayısını gösteriyordu. Daha anne karnındayken yumurta sayımız belliydi ve maalesef artırmanın bir yolu yoktu. 1’in altındaysa yumurta azalıyor demekti. Amh değeri 0 küsürlerde olanlarda bile normal gebeliğe rastlansa da  tüp bebeğe başlamak en uygun olanıydı. 3’ten yukarı çıktıkça da herkeste olmasa da pcos yani polikistik over sendromu denen bir durum söz konusu olabilirdi. Kısaca, fazla yumurtlamak da denilebilirdi buna. Fsh yumurta kalitesini gösteren bir hormondu ve 15’ten yukarı değilse ciddi bir durum söz konusu değildi. Ne kadar yüksek, o kadar kötüydü. Yumurya sayısı artmasa da var olan yumurtaların kalitesi artırılabilirdi. Yumurta kalitesini artıran ilaçların kesin sonuç verip vermeyeceği belli olmasa da içeriğinde birçok vitamin barındıran  Biesteron, Coenzyme Q10 (CoQ10), Dhea gibi takviyeler doktorlar tarafından tavsiye ediliyordu. Lh ve e2 hormonlarının anlamlarını ise birkaç yıl sonra yaşayacağım sıkıntılar sayesinde öğrenecektim. Şimdilik her şey çok güzeldi ve işte ilk deneme için hastanedeydim.

        Yine ayları hesaplayıp kızımın burcuna varana kadar hayal edip o burcun özelliklerini okumaya başlamıştım bile.İğnelerimi bebeğimi kucağıma almış gibi heyecanla aldım eczaneden. Her gün 200 ıu gonal vurularak başladım tedaviye. 2 güne bir hem kan veriyor hem de ultrasonda yumurtalarımı izliyordum. Rahmimde birden fazla yumurtayı kardeş kardeş büyürken görmek beni çok mutlu ediyordu.Nihayet yumurta toplama günü gelmişti. O zamanlar bu işleme, opu, dendiğini bilmiyordum. Hasteneye giderken korka korka çıktım yola.Çünkü tam 36 saat önce ovitrelle vurulmuştum ve yumurtalarımın çatlama saati yaklaşıyordu. Sanıyordum ki içimde birdenbire mısır patlakları gibi patır patır çatlayacaklar ve ben bunu hissedeceğim! Aslında eğlenceli de olabilirdi ama yine de içimde patır çatır çatlayan 12 yumurta olması hissi beni huzursuz ediyordu. Hastanenin önünde yol çalışması vardı ve korka korka makinelerin yanından geçtim. Ya bir aleti yanlışlıkla karnıma dürterlerse de yumurtalarım patlarsa? Sarısı bi yana, beyazı bi yana dağılırsa? Olamaz! Onları doktorun çatlatması lazımdı! Yumurtalarım birbirine çarpıp habersizce çatlamasın diye merdivenleri yavaşça çıkıp kendimi yatağa zor attım .Aslında bu olayın bizim anladığımız mânâda bir çatlama olmadığını, olgunlaşmış yumurtaların döllenmek üzere yumurtalık kesesinden ayrılıp saçaklı bir yapı tarafından tüplere doğru süpürüldüğünü çoook sonraları öğrenecek ve o günlerime şu an bu cümleleri okuyan insanlar gibi çok gülecektim. Yumurtalar 36 saat sonra keseden ayrılıp tüplere ilerleyecekti ki doktor onları kolaylıkla toplayabilsin. Yoksa çatlak patlak olmuş, sarısı bi yana dağılmış yumurtayı doktor ne yapsın da nasıl döllesin, değil mi ama?

       Nihayet bir rüyadaymışım gibi hiçbir şey hissetmediğim bir 15 20 dakika sonra gözlerimi odamda açmıştım. 12  tane yumurtam toplanmıştı ve sadece 2 tanesi döllenmişti.İlk tedavim kesin olumlu sonuçlanacağı için öğrenme ihtiyacı duymadığımdan bu kötü sonucu bile çok iyi sanıyordum . 2 tane, koskoca ikiiiüüü tane embriyom beni bekliyordu. Sadece sperm kalite ve hızına yönelik ihtisasımı yeni tamamlamıştım. Tüp bebek için kafamı dolduramazdım. 12 yumurtamın çoğunun küçük kaldığını ve işleme alınmadığını, 4 tane yeterli kalitede yumurtamın eşimin spermleri ile dolu tüplere konup sadece ikisinin döllendiğini çok sonra idrak edecek ve nedenlerini sorgulayacaktım. Şu an için çok güzel bir gerçek vardı o da iki güzel embriyomun olmasıydı.

        Bulutların üzerinden seke seke hastaneye gidiyordum . Nihayet bebişlerim içime yuvarlanacaktı. Hemşirenin şu sözünü belki yıllarca yüzlerce kişiye söyleyeceğimden habersiz kulak ardı etmiştim: “Her şey mükemmel bile olsa tüp bebek tutma oranı ortalama yüzde 40’tır. Daha fazla oran belirten tüp bebek merkezlerini dikkate almayın.” Eşimin ilk diplomasız(!) Üroloji uzmanı gibi bu hemşire de çakma hemşire oluvermişti gözümde. Aman canım, orasını Allah bilir, yüzde 40 da neymiş! Benim ilk denemem tutacak! Ve bir kızım olacak!

     Sırada embriyo transferi vardı…Aman Allah’ım! Analık hissinden ziyade çıldırtan bir damac’analık hissi beni bekliyordu.

Sitemize gönderdiğiniz yorumdan dolayı teşekkür ederiz...